Diyarbakır halkının “Gaffar Baba”sı Ali Gaffar Okkan 1952 yılında Sakarya Hendek’te doğdu. Polis Kolejini ve Polis Akademisini bitiren Gaffar Okkan Komiser Yardımcısı olarak İzmir’de göreve başladı. Şanlıurfa ve Eskişehir’de görev yaptıktan sonra 1997 yılında Diyarbakır Emniyet Müdürlüğü’ne atandı.
Görevde bulunduğu dört yıl içinde hakla bütünleşti. Halk ile polis arasındaki buzları eritti, sokakta korumasız gezdi, halkın düğünlerine katıldı, bizzat vatandaşın sorunlarını dinledi. Diyarbakır sokaklarını sokak sokak kameralarla izledi. Bu Türkiye’de bir ilkti. Şehirdeki kadın polisleri sahada özellikle de trafiğin sıkıştığı yerlerde görevlendirdi. Bunun sebebini de devletin o dönemdeki “çatık kaşlı” imajını yumuşatmak olarak açıkladı. Makam odasını sokağa taşıdı. “Makamında oturan müdürden hayır gelmez” diyerek zamanının büyük bir kısmını halkın arasında geçirdi.

Terör örgütü Hizbullah’a karşı büyük operasyonlar yürüttü. Örgütün hücre evlerini çökertti ve lider kadrosuna büyük darbeler vurdu. Şehirdeki uyuşturucu ağlarına ve haraç çetelerine karşı büyük operasyonlar düzenledi.
Diyarbakır’daki dördüncü yılında 24 Ocak 2001’de Diyarbakır Valiliği’ne giderken yolda kendisine düzenlenen suikast’te 5 polis arkadaşıyla birlikte şehit düştü.
Suikast’in arkasındaki sır perdesi henüz aralanamamış olsa da suikast’te kullanılan silahlar ve saldırının profesyonelliği, olayın sadece yerel bir örgütün işi değil çok daha karmaşık bir yapının işi olduğu iddialarını senelerce gündemde tuttu. Ayrıca olayın Hizbullah lideri Hüseyin Velioğlu’nun Beykoz’daki villasında öldürüldüğü operasyondan bir yıl sonra olmuş olması da iddiaların gündemde kalmasını sağladı.
Görevde bulunduğu süre boyunca Diyarbakırspor’un onursal başkanı gibi çalıştı; maçları protokol tribünü yerine halkın arasında izlerdi.
Emniyet Müdürü olarak göreve başladığında ilk emri “ 3310 merkez, göreve başlıyorum. Şehirde emniyet kemeri takılacak, kırmızı ışıkta geçilmeyecek. Hiçbir polis, vatandaşın hatırını kırmayacak. Vatandaşa kötü davranan polisi yakarım.” olmuştu. Telsiz kodu “3310” halen Diyarbakır’da saygıyla anılır. Gaffar Baba olarak anılmasının sebebi sadece şehrin asayişini sağlaması değil yoksullara gizliden yardım etmesi ve sokaktaki çocuklarla yakından ilgilenmesidir.
24 Ocak 2001’de Diyarbakır’ın “3310” kodlu telsizi sustu ama cenazesinde atılan “Gaffar baba bizi bırakma” sloganları ve bugün gençlik çağında olan onlarca Gaffar Okkan işini hakkıyla yapanların halkı ezmeden sadece ona hizmet edenlerin kazandığı zaferin canlı örneği olarak tarihin sayfaları arasında yerini aldı.
0 yorum